Sulamanın Tanımı ve Önemi
Sulama basit bir tanımlamayla, bitkinin ihtiyaç duyduğu suyun doğal yollarla karşılanamayan kısmının bitki kök bölgesine iletilmesine denir. Yani suyun kaynağından alınıp bitkinin yarayışlı kök bölgesine ulaştırılması işlemidir. Sulama için su, doğal kaynaklardan doğrudan kullanıldığı gibi yapay olarak iletilerek ya da depolanarak da kullanılabilmektedir. Doğal su kaynağı olarak akarsuları, gölleri, kuyuları kullandığımız gibi yapay kaynak olarak göletler, havuzlar, depolar, sulama kanalları gibi su yapılarını kullanılabiliyoruz.
Sulamayı önemli kılan unsurları;
- Bitkide fotonsentez devamlılığı,
- Bitkisel yaşam fonksiyonlarının sağlanması,
- Tarımsal üretimde verimin korunması,
- Toprak yapısındaki bozulmaları azaltmak,
- Toprak canlılığına katkıda bulunmak,
- Gıda güvenliği,
- Su tasarrufu,
- İklim değişikliğine karşı bitkisel üretimin korunması,
- Tarımsal üretimin ve işletmelerin devamlılığı gibi pek çok konuya ve alana yayabiliriz.

Sulamanın ne derece önemli olduğunu gösteren bir veri de Türkiye’de su kullanım alanlarındaki suyun oransal dağılımıdır. Türkiye’deki su kullanım oranları (yaklaşık);
- %10-15, endüstri ve sanayi
- %10-15, içme
- %70-80, tarımsal sulama.
Su varlıklarımızın büyük bir oranının tarımsal sulamada kullanıldığını göz önüne alırsak, sulamanın toplumsal yaşamda ne kadar önemli olduğunu daha da iyi kavrayabiliriz. Tarım Orman Bakanlığı’nın 2020 verilerine göre Türkiye’de,
- Yer üstü su varlığı: 98 milyar m3,
- Yer altı su varlığı: 14 milyar m3,
- Toplam su varlığı: 112 milyar m3,
- Kullanılan su miktarı: 60 milyar m3.
Aslında baktığımızda kullanabileceğimiz daha da fazla su varlığı bulunmaktadır. Hepsini kullanamıyor oluşumuzun temel sebebi Türkiye’de su varlıklarının bölgelere homojen olarak dağılmamasıdır. Su varlıkları belli bölgelerde yoğunlaşmaktadır ve bu bölgelerden suyun alınarak dağıtılması yatırım talep eden, yani doğrudan ekonomiyle ilintili bir durumdur. GAP bu durumu gösteren önemli bir projedir. İki alt projesi (Atatürk Barajı ve Urfa Tüneli) olan GAP, özellikle iklim değişikliği etkileriyle sıcak hava dalgalarına daha çok maruz kalan Harran Ovasının sulanmasına katkıda bulunmaktadır.

Sulama Yöntemleri
Sulama yöntemlerini iki ana başlık altında incelemek yanlış olmaz.
- Geleneksel sulama yöntemleri,
- Basınçlı sulama yöntemleri.
Bu iki yöntem arasındaki farkı en belirgin olarak su uygulama randımanında görüyoruz. Geleneksel olarak suyun salma olarak uygulandığı yöntemde su uygulama randımanı yaklaşık %50-60 dolaylarındadır. Yani uyguladığımız suyun %40-50 oranında bir miktarını tarla sonu suyu, drenaj suyu ve buharlaşan su olarak kaybetmekteyiz. Su uygulama randımanını yağmurlama sulamada en az %80’e, damla sulamada en az %85’e çıkartabilmekteyiz. Basınçlı sulama yöntemleri bu açıdan su varlıklarının korunmasına hizmet etmektedir. Ancak basınçlı sulama yöntemleri, enerjiye olan ihtiyacı nedeniyle, enerjinin nasıl elde edildiğine bağlı olarak dolaylı yoldan çevre kirliliğine katkıda bulunabilmektedir. Basınçlı sulama sistemleri – enerji ilişkisiyle ilgili konuya daha sonra değineceğiz.

Sulama Suyu İhtiyacı
Önceleri tarımsal üretimde bitki su ihtiyacı, bitkinin yetişme dönemi içinde ihtiyaç duyduğu toplam su miktarı olarak belirtilmekteydi. Halen daha bu tanım kullanılmaya devam etmektedir. Örneğin patates ya da mısır için yetişme dönemi içinde bitki su ihtiyacı 500-700 mm, domates için 400-600 mm olduğu söylenebilir. Gelişen yöntemler ve sulama teknolojileriyle artık biz bitki sulama suyu ihtiyacını meteorolojik verilere bakarak günlük olarak hesaplayabiliyoruz.
Günlük bitki su tüketim miktarını hesaplama gerekliliği, içinde bulunduğumuz iklim değişikliği koşullarında her geçen gün daha da gerekli bir hal almaktadır. Çünkü iklim krizinin getirdiği aşırı iklim olayları sayısı her geçen yıl daha da artmaktadır. Özellikle;
- Aşırı yağışlar,
- Kuraklık,
- Sıcak hava dalgaları gibi aşırı iklim olayları tarımsal üretimde verimi doğrudan etkilemektedir.
Bu yüzden sulama suyu ihtiyacını yetişme dönemini referans alarak değil, meteorolojik koşulları göz önüne alarak hesaplamak gerekmektedir.
Sulamada İklim Değişikliği ve Geleceğe Bakış
Sulama artık yalnızca bitkilerin ihtiyacı karşılığında uygulanan bir yöntem olmaktan çıkmıştır. Önümüzdeki yıllarda sulama verimliliği yalnızca suyun yarayışlı kök bölgesine aktarılmasıyla ölçülemeyecek gibi görünüyor. Yaz aylarında düşen yağışları tasarruf fırsatı olarak görmek, bitkiyi sıcak hava dalgalarına karşı korumak gibi durumlar sulama verimliliğini göstergesi olarak karşımıza çıkacaktır.
İklim değişikliğiyle mücadele bir yana, değişen iklim koşulları içinde hem tarımsal üretimin hem de tarımsal işletmelerin varlığını devam ettirmesi açısından sulamaya olan bakışımızı genişletmemiz her geçen gün elzem bir hal almaktadır. Sulama yaparken toprağa ve bitkiye olan bakışımızı artık gökyüzüne de çevirebileceğimiz sistemler üzerine çalışmak gerekliliği içinde olduğumuzu hissediyoruz.
